I. MANTIK

Bu derslerin amacı geleneksel düşünme biçimleri üzerinden felsefenin temellerine ilişkin bir ön-kavrayış kazandırmaktır.

II. FELSEFE TARİHİ

Bu derslerin amacı, insanlık tarihinde özgür düşüncenin, yani felsefenin ortaya çıkış koşullarına ve varolan en erken belirlenimlerine ilişkin bir genel kavrayış kazanılmasına yardımcı olmak.

b. Yeniçağ'da Duygular Kuramı

- Descartes ve Spinoza -

Felsefe başlangıcından itibaren kalıcı ve sonsuz olana değer vermiş, bu yüzden de daima ilineksel olanı değil tözsel olanı, özdeksel olanı değil biçimsel olanı, duyusal olanı değil düşünsel olanı, bedensel olanı değil ruhsal olanı, yani sonlu olanı değil sonsuz olanı kendine ilke edinmeye çalışmıştır.

c. Felsefe'nin Klasik Tanımları

- Felsefe’nin Neliği Üzerine -

Bilgelik nedir? Bir “bilgelik sevgisi” olarak Felsefe nedir? Konusu, amacı, içeriği bakımından Felsefe’nin bir özsel tanımı var mıdır, yoksa farklı felsefeler farklı tanımlar mı gerektirmektedir? Felsefe’nin içeriği ve sınırları daraldıkça tanımlarının kapsamı da daralır mı? Tarihi boyunca Felsefe’nin Din’le veya Bilim’le arasındaki sınırlar ne denli değişmek zorunda kalmıştır?
Bu derslerin amacı, felsefe tarihinin sıklıkla ihmal, hatta yakın zamanlara kadar inkar edilen dönemlerinden biri olarak ortaçağ’da felsefe’nin gelişim evrelerini kendi zemininde ve kendi orijinal kaynaklarından izlemek ve özellikle yeniçağ Avrupası’nda gerçekleşen gelişmeleri doğru yorumlayabilmek için bu dönemin düşünsel katkılarını, olanaklı olduğu ölçüde, önyargılara dayanmadan, eşdeyişle küçümseme ve yüceltme türünden yanlı bakışaçılarına teslim olmadan serimlemeye çalışmaktır.

e. II. Klasik Dönem

Sokrates-Platon-Aristoteles

Önsokratik dönem bir başlangıç aşaması olarak kabul edilirse, gelişme ve yetkinlik aşamalarından oluşan Klasik dönem de kendi arasında ikiye ayrılır: 1. Sokrates-Platon (gelişme), 2. Aristoteles (yetkinlik), yani tam anlamıyla bir bilim olarak felsefe.

f. Yeniçağ Felsefesi

(Bacon Descartes Spinoza)

Yeniçağ gerçeklik ve doğruluk kadar kesinliğe de özlem dolu bir ussallığın ürünüydü. Kendini geçmişin kavramsal kategorilerden tümüyle arındırmayı başaramasa bile elinden geleni ardına koymadığında hiçbir kuşku yoktur. Bu çağ, bu nedenle özgüveni yüksek bir atılım çağı olarak belleklerde iz bırakmakla kalmamış, ona başvurmadıkça modern çağ kendini tanımlamayı asla başaramamıştır. Bu kez Yeniçağı soruşturuyoruz, çünkü kendimizi araştırmak konusunda ısrar ediyoruz.

h. Mantık ve Diyalektik

KANT HEGEL MARX

Aristotelesçi anlamıyla felsefi düşünmenin yetkinleşmesi, düşünme ediminin, ilgisini nesne ve olgulardan çevirip doğrudan kendine yöneltmesi (reflexion) olarak yorumlanırsa, hiç kuşkusuz ki bu durumda düşünmenin içsel devinimi, en kökeninde, şiirsel düşünmeden (poetika) söylevsel düşünmeye (retorika), bu aşamada bir süre oyalandıktan sonra oradan eytişimsel düşünmeye (diyalektika) ve en sonunda bu aşamadan da mantıksal düşünmeye (analitika) doğru ereğine ulaşan evrimsel bir süreç olarak kabul edilmiş olur. Bu bakışaçısı Ortaçağa tümüyle egemen olmuş ve Yeniçağla birlikte matematiksel düşünme
Felsefe Dersleri logo