MODÜLÜ SATIN AL

  • Mantık Bilimine Giriş modülü için toplam 12 derslik eğitim ücreti: 960 TL

  • Öğrenciler için toplam 12 derslik eğitim ücreti: 720 TL

  • Tek derslik eğitim ücreti: 120 TL

Dil’den düşünceye, anlamdan kavrama geçiş.

Katılımcılar ders içeriğine ilişkin soruları bu alandan paylaşabilirler.

Sorulara ilişkin kısa not:

  • derslerle ilgili sadece katılımcılar soru yöneltebilirler.
  • yalnızca ders içeriğiyle ilgili olan ve yanıtlanmış sorular bu sayfada yer alacaktır.
  • katılımcılar soruları önem derecesine göre puanlayarak üst sıraya taşıyabilirler.
  • katılımcıların daha önce yayımlanmış soruları ve yanıtlarını incelemeleri, böylelikle benzer sorular yöneltmemeleri önemle rica olunur.

SORULAR

Kelimelerin metinde geçen Arapça/Osmanlıca karşılıklarını vermeniz çok iyi; bu, metnin elimde bulunan tercüme ve şerhleriyle karşılaştırmalı olarak okunmasını kolaylaştırıyor.
Sorum şu: Mantık anabölüm sayfasına, içinde derste geçen kelimelerin yer aldığı bir karşılıklı terimler tablosu koymanız mümkün mü?
Bu tabloda kelimelerin sizin yorumunuza/tercümenize göre,
       • Arapça/Osmanlıca
       • Güncel/Yeni Türkçe
       • İngilizce
ve mümkünse,
        • Almanca
        • Yunanca
        • Latince
karşılıkları verilse, dersi anlamayı ve takip etmeyi kolaylaştıracağına inanıyorum, tabii ki mümkünse..
Derslerin şu şekliyle de gidişatından çok memnunum.

Bu benim eski hayallerimden biriydi, ama gerçekleştirmek nasip olmadı.
Bir arkadaşımız Latince nüshayı diziyor, yakında elime ulaşır. Arapça ve Türkçe dizgiler zaten elimizde. İngilizcesini de bir başkası dizse, ne güzel, kare tamamlanmış olur ve böyle bir sözlüğü elbirliğiyle ikmal edebiliriz. Ne ki metnin Yunancası yok, tarihsel olarak mümkün değil çünkü, ancak Aristotelesçi metinlerden hareketle -biraz zaman alsa da- oluşturmak pekala mümkün. Bu arada Ebheri'nin İsagoci'sinin Almanca ve Fransızca çevirilerine rastlamadım, ama literatürü yeniden kontrol edebiliriz.
Sözün özü, metnin eksik olan İngilizce dizgisi elimize ulaşırsa, bir işbölümüyle bu terimler sözlüğünü oluşturmamak için hiçbir engel yok!

Mahiyet-Hakikat ayrımındaki fark tümel ve tikel olmalarında mı? Yani bir kümenin elemanlarında bulunması gereken özelliklerin kümeye atfedilmesi o kümenin mahiyeti iken, aynı özelliklerin elemanların kendilerinde olması her birinin hakikati midir?


Burada dikkate alınması gereken iki tabir bulunmakta: efrad-ı zihniye ve efrad-ı hariciye.

Her iki tamlamada da yer alan efrad (ferdler) terimi, sizin kullanımınızla küme elemanlarına, benim kullanımımla kavramın ögelerine karşılık geliyor. Daha anlaşılır olmak adına bu iki terimi ayrıntılı olarak adlandırmak istersem şöyle diyebilirim: kavramın zihinsel ögeleri ve zihin dışı (dışsal) ögeleri.

Tam da burada mahiyet-hakikat-hüviyet terimlerinin üçünün de tanımlarını tek tek ve bir kez daha anımsamamız gerektiğini düşünüyorum.

Tümel kavramlar, zihinde varolan ögelerine nisbetle mahiyet (nelik), zihin dışında bulunan ögelerine nisbetle de hakikat olarak adlandırılır. Kişisel özellikleriyle beraber bulunan her hakikate ise hüviyet denilir.

Mahiyet terimi, zihin dışında ögeleri bulunsun bulunmasın her kavramı içine alırken, hakikat terimi yalnızca zihin dışında ögeleri bulunan kavramlarla sınırlı olarak kullanılır, örneğin insanın hakikatinden söz edildiği gibi mahiyetinden de söz edilir ve fakat örneğin anka kuşunun mahiyetinden söz edilirken, hakikatinden söz edilmez; eşdeyişle hakikati olan her kavramın mahiyeti vardır ama mahiyeti olan her kavramın hakikati yoktur.

Her hakikat kendi dışsal ögelerinde (efrad-ı hariciyesinde) yer almak suretiyle onlara yüklem olur, örneğin insanın hakikati, zihin dışındaki herbir ögede bulunduğundan o ögelerin (elemanların) herbiri bir insandır; bu ögelerin herbiri (hakikat) ancak uzunluk-kısalık, beyazlık-karalık (esmerlik) gibi kişisel özellikler (teşahhus) yoluyla birbirinden ayrılır, ki bu nedenle de kişisel özelliklerle beraber bulunan her hakikate hüviyet denilir.

Arapça kelimeleri öğrenmeye çalışırken içeriği kaçırdığımı farkettim. Hepsini öğrenmek istiyorum ama ikisi birlikte beni zorluyor. 

Bu tür gerilimler -hele başlarda- gayet doğal, bambaşka bir evrene giriyorsunuz çünkü. Sorun, gerçekte sözcüklerin Arapça veya Türkçe olup olmamalarıyla doğrudan ilgili değil, aksine, tek başına konuları kavramak da sizi zorlayacaktır. Bu işin tek çaresi, üst üste yığmadan dersleri sıkça tekrar etmek ve şimdiden kendiniz için bir terimler tablosu oluşturmak. Her sonraki adım bir öncekini basitleştirecek, ve siz, size düşeni yaptıkça, belirsizlikler birer birer ortadan kalkacaktır. Arapça sözcükleri ezberlemeniz zorunlu değil, çünkü tümünün daha anlaşılır anlatımları da var. Delalet-i gayr-ı lafziye-i tabiiye yerine sözsüz tabii delaleti bellemek pek de zor olmasa gerek.
Müellef ile mürekkeb lafızlar ayrımına çok dikkat edilmediğini söylediniz. Doğru, fakat Ali Sami en-Neşşar gibi bazı Mantık Tarihi konularına değinenler müslüman şarihlerin lafızları üçe ayırdıklarından bahsediyorlar. Bu sebeple ikisi arasındaki ayırım dikkatimi çekti.  TDV İslam Ansiklopedisi mürekkeb maddesinde, Kindi'nin ikisi arasındaki farkı şöyle açıkladığı bilgisi var:

• “Aynı özelliklere sahip nesnelerin oluşturduğu birleşime müellef; cinsleri aynı, fakat tarifleri farklı nesnelerin meydana getirdiği birleşime ise mürekkeb denilir.” (Resail, I, 168)

Kindi'nin bu açıklaması, sizin ikisi arasında yapmış olduğunuz farkın zıddı bir açıklama değil mi? Daha ayrıntılı açıklayabilir misiniz?

Soruyu doğrudan yanıtlamadan önce genel bir açıklama yapmak isterim:

Nesneleri, özellikle doğal nesneleri, örneğin canlıları, bitkileri, hayvanları sınıflandırma (ταξινομία) işlemleri ve izlenecek yöntemler, adlandırma sorunları vs. Aristoteles zamanından beri biliminsanlarının ve felsefecilerin ilgi duyduğu başat konulardandır. İslam dünyasında bölüm ve bölümleme konusunda üçlü bir ayırım yapılırdı: enva (nev'ler), asnaf (sınıflar) ve aksam (kısımlar); yani bölümleme özsel ise enva, ilineksel ise asnaf, hem özsel hem ilineksel ise aksam denilirdi, ki taksim ve tasnif (dolayısıyla te'lif ve terkib) terimleri bu bakımdan gelişigüzel kullanılmazdı. Terimlerin tasnif ve taksimine gelince, bu amaçla kimi irili ufaklı Hudud (Tanımlar) risaleleri yazılmışsa da sadra şifa bir yapıt ortaya çıkmamıştır, ki İbn Sina bile kendi risalesinin girişinde -haklı olarak- tanım yapmanın zorluklarından yakınır.
                                                                                     * * *
• “Aynı özelliklere sahip nesnelerin oluşturduğu birleşime müellef; cinsleri aynı, fakat tarifleri farklı nesnelerin meydana getirdiği birleşime ise mürekkeb denilir.” (Resail, I, 168)

TDV İslam Ansiklopedisi aracılığıyla Kindi'den aktarılan bu pasaj tümüyle yanlış bir çeviri ve yorumun ürünüdür, bu nedenle bu alıntının  hiçbir surette bilimsel güvenilirliği yoktur. Sırf karşılaştırmak amacıyla, bu pasajı bir de kendisi aynı zamanda Kindi mütercimi olan madde yazarının diğer çevirisinden okuyalım:

• "Müellef: Aynı tabii şeylerden oluşup birleşen; özelliğin tarif edilene delaleti gibi delalet. Bir görüşe göre cinsleri aynı, tarifleri farklı olan şeylerden meydana gelme durumu." (Mahmut Kaya, Kindi/Felsefe Risaleler, İstanbul 2013, s. 181)

Bu çeviri de diğeri gibi özensizce yapılmış olup yalnızca anlamsız değil, yanıltıcıdır da. Dikkatli okunursa metnin orijinalinin bize bambaşka şeyler anlattığı anlaşılır:

المؤلف: مركب من أشياء متفقة طبيعية دالة على المحدود دلالة خاصيته، ويقال: هو المركب من أشياء متفقة في الجنس، مختلفة في الحد.

Müellefi açıklamak amacıyla iki tanımlama denemesinde de kullanılan eşanlamlı sözcüğün mürekkeb olduğuna dikkat edilmelidir. Kindi yalnızca aynı terim (müellef) için iki ayrı tanım öne sürmüştür, yoksa iki terimi (müellef ve mürekkeb terimlerini) karşı karşıya getirmek suretiyle onlara karşıt iki tanım vermeye kalkışmamıştır. (Bkz. Resail'ul-Kindi el-Felsefiyye, (thk. Ebu Ride), Mısır 1950, I/168)

Sözkonusu pasajın İngilizce çevirisinde de -ki en az Türkçesi kadar bu çeviri de yetersizdir- müellef ve mürekkeb terimleri eşanlamlı olarak kullanılmaktadır:

• "Compound (al-mu’allaf): composed of things that agree in nature and properly indicate what is defined. It is said: it is what is composed of things that agree in their genus but differ in definition."

Burada asıl önemli olan, çevirmenlerin  müellef ve mürekkeb terimlerini eşanlamlı (synonym) kabul ettiklerini açıkça beyan etmeleridir:

"Murakkabu, which is a synonym for the word here defined (al-mu’allafu); we have translated both elsewhere with ‘composed’." (Bkz. Peter Adamson-Peter E. Pormann, The Philosophical Works of Al-Kindi, Karachi 2012, s. 302 ve 330)

Böylelikle sorunuzun açıklığa kavuşmuş olduğunu varsayıyorum.
Felsefe Dersleri logo